12 Mayıs 2024 Pazar

5) Örtüye Güzel Koku Sürülmemelidir

Ebu Musa radiyallahu anh’den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Herhangi bir kadın koku sürünür de dışarı çıkarsa ve erkekler de bu kokuyu duyarsa o kadın zina etmiştir. Her göz de zina edicidir.”[1]

Zeyneb es-Sekafiye radıyallahu anha’nın rivayet ettiği hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur ki;

“Siz kadınlardan biriniz, mescide geldiği zaman koku sürünmesin.”[2]

Ebu Hureyre radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Herhangi bir kadın üzerine koku sürünmüşse bizimle yatsı namazına da gelmesin.”[3]

Osman b. Abdillah b. Suraka, annesi (Zeyneb bt. Ömer b. El-Hattab)’dan, o da Hafsa radıyallahu anha’dan rivayet ediyor:

“Şüphesiz kokulanmak, sadece yatak içindir.”[4]



[1] Sahih. İbn Huzeyme (1681) İbn Hibbân (10/270) Müslim (salat,143) Ahmed (4/400, 413, 418) Hakim (2/396) Ebu Davud (4173) Tirmizi (2786) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (9558) Darimi (2649) Deylemi (6133) Beyhaki (3/133) İbn Asakir (4/199)

[2] Sahih. Müslim (443) Abdurrazzak (4/372) İbn Ebi Şeybe (5/305) Tayalisi (1652) Ahmed (6/363) Nesai (5129-5134) İbn Hibban (5/593) İbn Huzeyme (3/91) Taberani (24/285) Ebu Yala (6479) Beyhaki (3/133) Muvatta (466) Elbani Sahiha (1094)

[3] Sahih. Müslim (444) Ahmed (2/304) Ebu Davud (4175) Nesai (5263) Beyhaki (3/133) Ebu Avane (1/360) Ebu Yala (545) Elbani Sahiha (3605)

[4] Hasen mevkuf. Abdurrazzak (4/373) İbn Ebi Şeybe (5/305) İbn Ebi Şeybe Edeb (105) İbnu’l-Cevzi Ahbaru’n-Nisa (s.100)

4) Örtü Dar Olmayıp Bol ve Geniş Olmalı, Vücudun Hacmini Belli Etmemelidir

Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma’dan gelen hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

“Ahir zamanda ümmetimden, deve semerine benzer bineklere binen adamlar olacak, mescit kapılarında inecekler. Onların kadınları örtülü çıplaktırlar. Saçları deve hörgücü gibi kabarıktır. Onlar lanetlidir. Eğer sizden sonra başka ümmetler gelmiş olsaydı sizin kadınlarınız onların kadınlarına hizmetçi olurdu, aynı sizden önceki ümmetlerin kadınlarının size hizmet ettiği gibi.”[1]

Ebu Şakra radıyallahu anh'den; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Başlarını deve (bir rivayette sığır) hörgücü gibi yapan kadınları gördüğünüzde onlara hiçbir namazlarının kabul olmayacağını bildiriniz.”[2]



[1] Sahih ligayrihi. Ahmed (2/223 Hadis no: 7083) İbn Hibban (13/64) Hâkim (4/483) Taberani (13/63)

[2] Zayıf. Ebu Nuaym Marife (6860) Taberani (22/370) Bezzar, Keşfu’l-Estar (3015) İbn Hacer el-İsabe (7/206) Camiu’s-Sagir (644) Dumeyri Hayatu’l-Hayevan (s.133) İsnadında bulunan Mahled b. Ukbe hakkında bkz: Buhari Tarih (7/437) Ebu Hatim Cerh ve Ta'dil (8/348) İbn Hibban es-Sikat (9/185) İbn Hacer Lisan (6/9)

3) Örtü Şeffaf ve İnce Olmamalı, Altındakini Hiçbir Şekilde Belli Etmemelidir

Usame b. Zeyd radıyallahu anh’den: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana Kıptî dokumalarından dar bir rida veya elbise giydirdi. Ben de onu hanımıma giydirdim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:

“Neden Kıptî kumaşından elbiseyi giymedin?” dedi. Ben de:

“Ey Allah’ın rasulü! Onu hanımıma giydirdim” dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu:

“Ona emret de o elbisenin altına kalın bir şey daha giysin. Onun kemiklerin hacmini belli etmesinden korkarım.”[1]

Ömer radıyallahu anh şöyle derdi:

“Kadınlarınıza kıptî kumaşından giydirmeyin. Zira o şeffaf ve dardır.”[2]

El-Munzir b. ez-Zubeyr rahimehullah, Irak’tan geldiğinde Esma bt. Ebi Bekr radıyallahu anha’nın gözleri kör olmasından sonra, ona ince bir elbise gönderdi. Esma radıyallahu anha o elbiseye eliyle dokundu, sonra şöyle dedi:

“Öf! Bunu ona geri verin!” Bu iade el-Munzir’e ağır geldi ve: “Ey anacığım! O şeffaf değildir” dedi. Esma radıyallahu anh:

“Şeffaf olmasa da vücudu belli eder” dedi. Bunun üzerine Munzir ona başka bir elbise satın aldı, Esma radıyallahu anha onu kabul etti ve:

“Bana işte böylesini giydir” dedi.”[3]

Umm Alkame’den: “Abdurrahman b. Ebi Bekr radiyallahu anh’ın kızı Hafsa, alnını saran ince bir başörtüsü ile Aişe radıyallahu anha’nın yanına girdi. Aişe radıyallahu anha bu ince örtüyü parçaladı ve kalın bir başörtüsü verdi. Sonra şöyle dedi:

"Sen Nur suresini okumadın mı? Allah’ın orada ne vahyettiğini bilmiyor musun?”[4]

Yine Aişe radiyallahu anha:

“Himar (başörtüsü); teni ve saçı göstermeyen örtüdür” demiştir.[5]



[1] Hasen. Ahmed (5/205) Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (4/150) Taberânî (1/160) İbn Sa'd (4/59) Beyhaki (2/234) Bezzar (7/30) Hakim (4/187) Taberani (1/160) Şeyh el-Elbani Semeru’l-Mustetab’da (1/318) hasen dedi.

[2] Sahih. Abdurrazzak (7/51) İbn Ebî Şeybe (6/24)

[3] Hasen. İbn Sa’d Tabakat (8/252) İbn Asakir Tarih (60/290) el Elbani Cilbabu’l-Mer’e (s.127)

[4] Sahih mevkûf. İbn Sa'd (8/71-72) Malik (libas 6) Mişkat (4375) Beyhaki (2/235) İbn Habib Gaye ve Nihaye (s.213) el-Elbani Hicab (s.126)

[5] Beyhakî (2/235)

2) Örtünün Kendisi Bir Süs Unsuru Olmamalıdır

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

"Vakarla evinizde oturun. Önceki Cahiliye kadınlarının kırıla döküle, süslerini göstererek (teberrüc) yürüyüşleri gibi yürümeyin." (Ahzab 33)

Ayette geçen teberrüc kelimesi; Zemahşeri'ye göre; "Genelde; gizlenmesi gereken şeyleri açmada çaba sarf etme, özelde ise; kadınların ziynetlerini ve güzelliklerini açıp yabancı erkeklere göstermesidir”[1]

İmam Suyuti; "Kadının endamlı endamlı yürümesi, başörtüsünü bağlamadan başına atıp kadınların tabii ve yapay güzelliklerini ve çekiciliklerini uygun olmayan yerlerde sergilemeleri, süs ve eylemleriyle kendilerinden yararlanma hakkı olmayanların dikkatini ve ilgilerini çekmeleridir" der.[2]

Alusi der ki; “Bana göre zamanımızda zengin kadınların evlerinden çıkarken üstlük olarak örtündükleri örtüler de yabancıya gösterilmemesi gereken ziynet kabilindendir. Çünkü bunlar ipekten, rengârenk, gözleri kamaştıran altın ve gümüş işlemeli, çekici giysilerdir. Sanıyorum erkeklerin karılarının bu şekilde çıkmalarına göz yummaları iman gayreti eksikliğinden kaynaklanıyor. Bu tür giysiler bütün kadınların bir fitnesi olmuştur… Bütün bunlar Allah ve Rasulünün izin vermediği şeylerdir.”[3]

İbn Mes’ûd radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“(Sebepsiz olarak) Boşanmak isteyen kadınlar ve açılıp saçılan kadınlar münafıklardır.”[4]

Fudale b. Ubeyd radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Üç kişinin halini hiç sorma. Cemaatten ayrılıp imamına isyan ederek ve isyankâr haliyle ölen bir adam, efendisinden kaçıp giden ve bu haliyle ölen bir cariye yahut bir köle, kocası kendisine dünya maişetini yeteri kadar sağlayıp, yanından ayrıldığı vakit kocasından sonra açılıp saçılan (teberrüc yapan) bir kadın. İşte sen bunların halini hiç sorma.”[5]



[1] Zemahşeri el-Keşşaf (2/9)

[2] Suyuti el-İklil (192) Bkz.: Fethu’l-Bari (10/106) Cessas Ahkamu’l Kur’ân (7/172) Kurtubi (7/229) Sıddık Hasen Han, Fethu’l-Beyan (7/274) Ferra Meani’l-Kur'an (2/342) İbn Kesir Tefsir (3/283)

[3] Alusi Ruhu’l-Meani (18/146) Elbani Hicab (41)

[4] Hasen. Ebu Nuaym Hilye (8/375-6) Hatib Tarih (3/358) el-Elbani es-Sahiha (2/131, no: 632)

[5] Sahih. Hâkim (1/206) Ahmed (6/19) Bezzar (9/204) Taberani (18/306) Beyhaki Şuab (6/165) Buhari Edebu’l-Mufred (590) el-Elbanî, es-Sahiha (542)

1) Örtü Kadının Bütün Vücudunu Örtücü Olmalıdır

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Mü'min kadınlara da söyle: Onlar da gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Kendiliğinden görünenler dışında ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine indirsinler…” (Nur 31)

“Ey Nebî! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına dış örtülerini üzerlerinden salmalarını söyle.” (Ahzab 59)

Muhammed b. Sîrîn rahimehullah dedi ki:

"Ben, Ubeyde es-Selmâni radıyallahu anh’e bu âyetten (Ahzab 59. Ayetinin manası hakkında) sordum. Ubeyde ridasını giydi, onu peçe yaparak burnunu ve sol gözünü örttü, sağ gözünü açık bıraktı. Ridasını üzerinden kaş üzerine yakın gelecek şekilde saldı."[1]

Abdullah b. Abbas radıyallahu anhuma dedi ki:

“Allah, müminlerin kadınlarına, bir ihtiyaçları için evlerinden çıktıklarında, başlarının üzerinden örtecekleri örtüleriyle yüzlerini örtmelerini ve sadece bir gözlerini açmalarını emretmektedir.”[2]



[1] Sahih mevkûf. Taberi (19/181) İbn Ebi Hatim (10/3154) Cessas (3/458) Suyuti Durru’l-Mensur (8/209) İbn Kesir Tefsir (6/482) Begavi Tefsir (6/376)

[2] Hasen mevkûf. Taberi (19/181) İbn Ebi Hatim (10/3153) İbn Kesir (6/481) Tefsiru’l-Begavi (6/376)

Bakışları Koruma Emri

Ebu Said el-Hudrî radiyallahu anh’den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Erkek, erkeğin avretine bakmasın. Kadın da kadının avretine bakmasın. Erkek, başka bir erkekle aynı örtü altına girmesin. Kadın da başka bir kadınla aynı örtü altına girmesin.”[1]

el-A’la b. Ziyad rahimehullah der ki; “Şöyle denilirdi: “Kadının elbisesinin güzelliğine bakmaya devam etme! Zira bakış kalpte şehvete sebep olur”[2]

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” (Gâfir 19)

İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan: “Hain bakıştan kasıt, bir kadına baktığın zaman ona hıyanet edip etmeyeceğindir. Kalplerin gizlediğinden kasıt da imkân olduğu zaman onunla zina edip etmeyeceğidir.”[3]

Allah Teâla şöyle buyurur:

“Bazılarınızı bazınıza fitne kıldık. Sabretmez misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görendir” (Furkan 20)

İbn Receb el-Hanbelî rahimehullah der ki: “Allah kadını erkeklere, erkeği de kadınlara fitne kılmıştır.” Birbirinize bakmamaya, bakışa bakış eklememeye sabretmez misiniz demektir.

Ebu Said el-Hudrî radiyallahu anh’den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Yollarda oturmaktan sakının!” Ashab dedi ki: “Ey Allah’ın rasulü! Bizim yolda oturmamız kaçınılmaz bir şeydir, orada oturur ve sohbet ederiz.” Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Mutlaka oturacaksanız o zaman yolun hakkını verin.” Ashab dedi ki: “Yolun hakkı nedir ey Allah’ın rasulü!” Şöyle buyurdu:

“Bakışı korumak, eziyet vermemek, selama cevap vermek ve iyiliği emredip kötülüğü yasaklamaktır.”[4]

Ebu Reyhane radiyallahu anh’den: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile bir savaşa çıkmıştık. Onun şöyle buyurduğunu işittim:

Allah’a duyduğu haşyetten dolayı yaşaran göze cehennem haram kılınmıştır. Allah yolunda uykusuz kalan göze cehennem haram kılınmıştır.” Üçüncüsünü unuttum.” Ravi Ebu Şureyh diyor ki: “Sonra onun üçüncüsünü şöyle zikrettiğini işittim:

“Allah’ın haram kıldıklarına karşı yumulan göze veya Allah yolunda çıkarılan göze cehennem haram kılınmıştır.”[5]

Cerir radıyallahu anh’den: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e aniden (yabancı kadına) bakışın hükmünü sordum;

“Yüzünü derhal başka tarafa çevir” buyurdu.” Diğer lafzında: “gözümü çevirmemi emretti” şeklindedir.”[6]

Burayde radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;

“Ey Ali! Bir bakışına bakış ekleme, zira birincisi lehine ise de ikincisi lehine değildir."[7]



[1] Sahih. Muslim (338)

[2] Sahih maktû. İbn Ebi Şeybe (3/409)

[3] Hasen mevkuf. Taberî (20/303) Taberânî Mu’cemu’l-Evsat (1283) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (1/323) Beyhakî Şuabu’l-İman (5443)

[4] Sahih. Buhârî (2465) Muslim (2121)

[5] Sahih ligayrihi. Hâkim (2/63) Buhârî Tarih (4/264) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (8869) Abdulhak el-İşbili Ahkamu’s-Sugra (2/480) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (2/28) Dârimî (2445) Beyhaki (9/149) İbn Asakir Tarihu Dımeşk (23/197) el-Elbani es-Sahiha (2673)

[6] Sahih. Müslim (2159) Ebu Davud (2148) Tirmizi (2776) Hâkim (2/396) Beyhaki (7/90) Ahmed (4/358, 361) Tayalisi (672) Taberani (2/337) Darimi (2/361) Veki Zühd (474) İbn Katan İhkâmu’n-Nazar (s.71) İbn Ebi Şeybe (3/409)

[7] Hasen. Ebu Davud (2149) Tirmizi (2777) Ahmed (5/351, 353, 357) İbn Ebi Şeybe (4/6) Hâkim (2/212) Bezzar (10/285) Ru’yani (22) el Elbanî Sahihu’t-Tergib (2/189)

Teberrüc Yayılan Bir Kötülüktür

Dinin metinlerini ve tarihi süreci düşünen kimse kesin olarak açılıp saçılmanın kötülüğünü, dine ve dünyaya verdiği zararları görür. Özellikle kadın erkek karışıklığı da buna eklenirse çirkinlikler daha da tehlikeli bir hal alır. Bunun neticesinde açılıp saçılan kadınlar, bakışları kendilerine çekmek için haram olan süslenme konusunda yarışırlar.

Ahlâk ve mallar telef olur, kadın değersiz bir mal haline getirilir…

Erkeklerin, özellikle de gençlerin ahlâkları bozulur ve onları haram kılınan çirkinliklere sürükler.

Kadınlar ticaret alanlarında reklam malzemesi haline getirilir. Kadın, açılmakla bizzat kendisine kötülük etmiş olur. Zira açılıp saçılmak, şerli ve sefih kimselerin nazarında kadının niyetinin kötülüğüne ve habis bir arzusu bulunduğuna işaret etmektedir.

Hastalıkların yayılmasına sebebiyet verir. Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Bir toplulukta çirkinlikler açığa çıkar ve bununla amel ederlerse mutlaka aralarında tâûn[1] ve daha öncekilerinde görülmemiş acı verici olaylar yayılır.”[2]

Göz zinâsı günahı kolayca işlenir olur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Âdemoğluna zinadan nasibi yazılmıştır. Buna muhakkak kavuşur. Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayakların zinası adım atmak, kalbin zinası meyletmek ve temenni etmektir. Cinsel organ bunu ya tasdik eder ya da yalanlar.”[3]

Bakışları kısarak Allah’a itaat etmek zorlaşır. Allah’a itaatin terk edilmesi ise yeryüzünde helâk sebeplerindendir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Bir ülkeyi helâk etmek istediğimizde, o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elebaşılarını çoğaltırız, onlar orada kötülük işlerler. Böylece o ülke, helâke müstahak olur; biz de orayı darmadağın ederiz.” (İsra 16)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“İnsanlar çirkinliği görüp de değiştirmezlerse Allah’ın onlara azabı genelleştirmesi yakındır.”[4]

Ey müslüman kız kardeş! Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in imanın en düşük şubesi olarak: “Müslümanların yolundan eziyet veren bir şeyi kaldırıp atmak” sözünü düşünmelisin!

Ebu Hureyre radiyallahu anh’den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İman altmış küsur veya yetmiş küsur şubedir. En üstünü “Lâ ilahe illallah (Allah’tan başka ibadete layık hak ilah yoktur)” sözü, en düşüğü yoldan eziyet veren bir şeyi kaldırmaktır. Hayâ da imandan bir şubedir.”[5]

Yoldan eziyet veren bir şeyi kaldırmak iman şubelerinden olduğunda göre; hangisi daha şiddetlidir? Yoldaki bir diken mi, bir taş mı yoksa kalpleri bozan ve akılları zayıflatan bir fitne, iman edenler arasında çirkinliği yaygınlaştırmak mı daha şiddetli bir ezadır?

Muhakkak ki bugün senin sebebinle bir fitneye müptelâ olan müslüman bir genci, Allah’ın zikrinden yüz çevirtmiş olursun, onun dosdoğru yolunda engel teşkil edersin, sonra yarın bundan dolayı da Allah’ın büyük azabına uğrarsın. Hemen Allah’a itaate yönelmekte acele et! İnsanların eleştirilerine ve kınamalarına aldırma! Allah’ın yarınki hesabı daha şiddetli ve daha büyüktür!



[1] Tâûn: Cinlerin saldırıları sebebiyle meydana gelen bir tür vebâdır.

[2] Hasen. Hâkim (4/582) Taberânî Evsat (5/61) Taberânî Musnedu’ş-Şamiyyin (1558) İbn Mâce (4019) Ebû Nuaym Hilyetu'l Evliyâ (8/333) Ebu Nuaym Ma’rife (482) Bezzar (12/315) Ru’yani (1423) Deylemi (8209) Beyhakî Şuab (3/197) İbn Asakir Tarih (35/260-61) Mukbil b. Hadi, Delailu’n-Nubuvve (s.418) el-Elbani es-Sahiha (106)

[3] Sahih. Buhari (6122) Muslim (4802) Lafız Muslim’e aittir.

[4]  Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih.İbn Hibbân (1/540) Ziya el-Muhtare (1/144) Ahmed (1/2)

[5] Sahih. Muslim (35) Buhârî (9)

Öne Çıkan Yayın

Giriş

Şüphesiz hamd yalnız Allah'adır. O'na hamd eder, O'ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kö...