12 Mayıs 2024 Pazar

Bir Örtünme Kıssası

Anlatılacak olan kıssa, tesettürü yerine getirmeyen bütün kızların iyice düşünmeleri gereken bir kıssadır. İnşaallah bu onların da tesettüre girmelerine bir vesile olur.

Bu kıssa gerçekten bütün kızlar için önemlidir: Bu kıssa, yaşadığı zorluklar neticesinde tesettüre girmiş olan kızlardan birinin başına gelmiş olan gerçek bir olaydır ve mü’minlerin annelerine benzemek demek olan bu şerefli örtünmeye henüz girmemiş olan bütün kızlar için bir öğüt içermektedir.

Kıssanın kahramanı olan kız, bu günlerdeki diğer kızlar gibi, hayatı gezip eğlenmekten ibaret gören, herhangi bir sorumluluk taşımayan, namaz kılmayan, dininin emirlerini yerine getirmeyen bir görüntüdeydi. Ölümü asla düşünmezdi. Hayatın hep lezzetlerle ve şehvetlerle devam edeceğini sanıyordu.

Bu kız da modaya uyarak dar ve bedenini belli eden ince elbiseler giyiyor, kendisini görenlerin arasında geziyordu. Bununla beraber kalbini yokladığında mutlu olmadığını hissediyordu. Bu yaptıklarıyla mutlu olacağını sanıyordu. Lakin mutluluğu elde edememişti. Bu kız Allah’ın yolunu asla bilmeyen bir aile ortamında yetişmişti. Ailesi İslam’ın gereklerine uymuyordu. Avrupalılar gibi yaşıyor ve batılılardan gelen herşeye tabi oluyorlardı.

Fakat günlerden bir gün bu kız tesettürlü olan, lakin tesettüre gerektiği şekilde bağlı olmayan teyzesini ziyarete gitti. Bu teyzesi ona tesettür hakkında bir şeyler söylüyordu. Davetçilerden birinin ses kaydını ona dinletti. Davetçi teberrüc (açılıp saçılma) fitnesinden bahsediyordu. Bu kız büyük bir darlık hissetti. Bu ses kaydını dinledikçe bu hususta kendisinden şiddetle nefret etmeye başladı.

Eve döndüğü zaman Allah’a şöyle dua etmeye başladı: “Rabbim! Beni hakka hidayet et. Sen merhametlilerin en merhametlisisin. Rabbim! Tesettürü bana nasip et.” Bu kız o vakit lise üçüncü sınıfta okuyordu. Yanında yaygın modaya göre giyinen kız arkadaşı vardı. Günlerden bir gün tesettüre girmiş olarak bu arkadaşının yanına geldi. Kız arkadaşı ona hemen tesettüre girmesi ve anne babasının bunu nasıl kabul edebildikleri hususunda sorular sormaya başladı. Kız, anne ve babasının kesin bir şekilde kendisinin tesettüre girmesine karşı çıktıklarını, ancak kendisinin tesettüre girmek hususunda ısrar ettiğini anlattı. Çünkü bu Allah Teâlâ’nın emirlerindendir ve yaratıcıya isyan olan bir hususta yaratılmışlara itaat söz konusu değildir. Bu ısrar üzerine ana babası onun istediği şeyi kabullenmek zorunda kalmışlardı. Kız arkadaşı ona dedi ki:

“Tesettür şüphesiz ki İslam’ın farzlarındandır. Hiçbir halde onu terk etmek caiz değildir. Biz Allah’ın bizi şereflendirdiği bu şeref ile örtünmemiş bir halde Allah’ın huzuruna çıkarsak, Âlemlerin rabbine karşı ne diyebiliriz?”

Kız arkadaşının sözü, yarasının üzerine geldi ve kız büyük bir heyecan duydu. Çünkü o kız arkadaşının durumunu biliyordu. Onun ailesi de kızlarının örtünmesine şiddetle karşı çıkıyorlardı. Bu kız evine gitti, sonra kafasında düşünceler dolanmaya başladı. Annesine tesettürün Allah Teâlâ’ya itaat olduğunu haber verip buna azmettirmeye başladı. Annesi bu fiili şiddetle reddetti. Kız da hıçkararak oturdu, ağladı.

Ertesi sabah kız okuluna herzamanki gibi bir halde gitmek istedi. Saçlarını taramak için kalktığında güç yetiremedi. Sanki ellerinde bunu yapmaya engel olan bir şey vardı. Hızlıca saçlarını bağladı ve çıkmak istedi. Birden asansörle inen gençlerden birinin seslerini işitti. O gencin önüne saçları bu halde iken çıkmaya cesaret edemedi ve eve geri girdi. Tesettürlü olmayan annesine ait bir eşarbı giydi ve okuluna bu şekilde gitti. Kız arkadaşı onu böyle görünce çok sevindi ve ona:

“Tesettüre mi girdin?” dedi. Kız arkadaşı:

“Hayır, tesettür için giymedim, sonra çıkaracağım” dedi. Sonra kız şaşkınlıklar içinde evine gitti, şiddetli bir şekilde ağlamaya başladı ve Allah Teâlâ’ya kendisine doğru olanı kolaylaştırması için dualar etti. Kız hemen babasına tesettür meselesini ısrarla tebliğ etmeye başladı ve bunun Allah’a bir itaat olduğunu anlattı. Babası kızının durumundan çok korktu ve ona:

“İstediğini yap, ama senin yaptığın şeyi onaylamıyorum” dedi. Annesi işten geldiği zaman kızının yaptığı şeyi öğrendi ve şiddetli bir şekilde öfkelendi. Sonra kızının tesettürden çıkmasını istemek üzere gitti. Kız bunu reddetti. O da büyük bir üzüntü içinde kaldı. Bir gece kızın babasına onu hakaretler ederek anlattı. Kız bu sırada: “Allah bana yeter, O ne güzel vekildir” diyor, acılar içinde ağlıyor ve Allah’a kendisini taatinde sabit kılması için dualar ediyordu. Allah Teâlâ bu kıza sebat vermiş ve ailesinin itirazlarına rağmen her gün imanı artıyordu.

Sonraki yıllarda bir gün babası kızın bu durumuna razı oldu. Kız, ailesi için tesettüre davet eden bir davetçi olmuştu. Sonunda annesi de tesettüre girdi. Gönül rızasıyla örtündü. Kız, ailesi için hayra vesile olmuştu.

Bu kıssa gerçekten etkileyicidir. Ailesinin ve çevresinin itirazlarından çekindiği için tesettüre uymayan her kız bunu düşünmeli, önem vermelidir. Allah, imanlarında samimi olanlara güç verir ve destekler. İmanında samimiyeti doğru olana Allah bütün hayır kapılarını kolaylaştırır ve onun önünde tükenmeyen nimetlerin kapıları açılır. Tesettürü gözetmeyen her kız bu kıssadan ibret almalıdır. Belki de buna benzer olaylar, her gün binlerce kızın başına gelmektedir. Allah Teâlâ’nın farz kıldığı bu emri kızların ertelememeleri, Allah Teâlâ’nın emrine yönelmeleri gerekir.

Subhanekallahumme ve bihamdike ve eşhedu en la ilahe ente estağfiruke ve etubu ileyk.

Hamam, Sahil ve Spor Salonlarında Tesettür

Aişe radıyallahu anha’dan: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:

“Hamamlar ümmetimin kadınlarına haramdır”[1] buyurmuştur.

Şam’lıların kadınları Aişe radıyallahu anha’nın yanına girince, Aişe radıyallahu anha onlara şöyle demiştir:

“Siz kadınları hamamlara giden kimselerin bölgesinden misiniz? Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:

“Herhangi bir kadın elbisesini kocasının evinden başka yerde çıkarırsa Allah ile kendisi arasındaki perdeyi parçalamış olur.”[2]

Saib rahimehullah anlatıyor: “Bazı kadınlar Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in eşi Ummu Seleme radıyallahu anha’nın yanına girdiler. Onlara:

“Sizler kimlersiniz?” diye sordu. Dediler ki: “Humus’luyuz.” Umm Seleme radıyallahu anha:

“Şu hamamları olan yerin halkı mısınız?” dedi. Onlar: “Bir sakıncası mı var?” dediler. Umm Seleme radıyallahu anha da dedi ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:

“Herhangi bir kadın, elbisesini evi dışında çıkarırsa, Allah onun perdesini parçalar”[3]

Muaz b. Enes rahimehullah ve başkaları anlatıyor: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Ummu’d-Derda radıyallahu anha’yı hamamdan gelirken görünce:

“Nereden geliyorsun ey Ummu’d-Derda?” dedi. O da:

“Hamamdan geliyorum ey Allah’ın rasulü!” dedi. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Herhangi bir kadın elbisesini evinden başka yerde çıkarırsa Allah ile kendisi arasındaki perdeyi parçalamış olur” buyurdu.”[4]

Cabir radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse hanımını hamama sokmasın. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse hamama peştemalsiz girmesin. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse üzerinde içki içilen sofraya oturmasın.”[5]

Kadınların spor yaptıkları salonlar, yüzdükleri sahil ve havuzlar ile çalışma ortamları da bu hükme dâhildir.

Şeyh Ebu Zerr el-Kalmuni bu hadislerle ilgili olarak şöyle demiştir:

“Buradaki hamamlar, umumi ifade olup, kadınlara has olanlardır. Bu hadis, yüzme yerleri ve yazlıkları da kapsar. Allah Müslümanların kadınlarını buralardan korusun. Buna göre Müslüman kadının, avretini muhafaza eden Müslüman kadınların yanında, erkeklerin görmesinden emin olduğu yerde dış elbisesini indirmesi caizdir... Ancak müşrike kadın yabancı erkek hükmündedir. Mecbur kalmadıkça Müslüman kadının, müşrike kadın yanında avretini açmaması gerekir. Bundan dolayı Müslüman kadının avretini başka bir kadının yanında açması caiz değildir. Hatta annesi, kızkardeşi ve kızı dahi olsa, doğum ve hastalığın tedavisi gibi zaruretler dışında avretini açamaz.”[6]

Ömer radıyallahu anh etrafa şöyle yazmıştı:

“Müslüman kadınlar, hastalık dışında hamama girmesin. Kadınlarınıza Nur suresini öğretin.”[7]



[1] Sahih. Hâkim (4/322) El-Elbânî sahih demiştir. Es-Sahiha (3439)

[2] Sahih. Ahmed (6/41, 173, 198, 267) Ebu Davud (4010) Ebu Davud Tayalisi (1518) Tirmizi (2803) İbn Mace (3750) Darimi (2651) İshak b. Rahuye (3/915) Beyhaki Şuab (6/157) Hâkim (4/321) Taberani Evsat (5/84, 7/100) Ebu Ya’la (8/139) Hatib Tarih (3/58) Hatib Muvaddahu Evham (1/357) Abdurrezzak (1/294)

[3] Hasen. Hâkim (4/321) Ahmed (6/301) Ebu Ya’la (12/460) Taberani (23/314, 402) Beyhaki Şuab (6/158)

[4] Hasen. Taberani (24/252, 255, 25/73) Ahmed (6/361) Dulabi, el Kuna (1891) İbn Asakir Tarih (37/313) el-Elbani es-Sahiha (3442)

[5] Sahih. Hâkim (4/320) Tirmizi (2801) Ahmed (3/339) Ebu Ya’la (3/435) Taberani Evsat (1/212, 2/194, 3/69, 8/141) Beyhaki Şuab (5/12)

[6] El-Kalmuni, Fefirru İlallah (s.270)

[7] Hasen. Abdurrazzak (1/295)

Müslüman Olmayan Kadınların Yanında Örtünmek

Kays b. El-Haris dedi ki: “Ömer b. El-Hattab radiyallahu anh, Ebu Ubeyde b. El-Cerrah radiyallahu anh’e şöyle yazdı:

“Bana ulaştığına göre müslümanların veya Muhacirlerin kadınları Ehl-i Kitabın kadınlarıyla beraber hamamlara giriyorlarmış. Onları sakındır ve bundan yasakla.”

Diğer rivayette şu ziyade vardır: “Çünkü Allah’a ve ahiret gününe iman etmiş bir kadının, kendi dininden olmayan kadına avretini göstermesi helal değildir.” Bunun üzerine Ebu Ubeyde radiyallahu anh öfkelenerek söylendi. Kendisi öfkeli ve çirkin konuşan biri değildi. Dedi ki:

“Hangi kadın hastalık veya geçerli bir sebep olmadan sırf yüzünü ağartmak için hamama girerse yüzlerin ağardığı günde Allah onun yüzünü karartsın.”[1]



[1] Sahih. Abdurrazzak (1/295) İbn Kesir el-Adab ve’l-Ahkâm (s.28) Beyhaki (7/95)

Kadının Kadına Karşı Avreti

Kadının, kadınlar karşısındaki avreti, kadının mahremlerine karşı olan avreti gibidir. Kadının, aynı zamanda abdest azaları olan ziynet yerlerini kendi cinsinden olan kadınlara göstermesi caizdir. Kadınların arasında olduğu gerekçesiyle kadının örtüsünü açması ise caiz değildir. Allah’ın dininde bunun yeri yoktur.

Kadının kadına karşı avretinin, erkeğin erkeğe karşı avreti gibi olduğu, yani diz ile göbek arası olduğu görüşü doğru değildir. Buna delalet eden sahih veya zayıf bir delil söz konusu değildir. Bu görüşün ilimden ve delilden kokusu dahi yoktur. Bilakis Kitap ve Sünnet nasları, kadının kadınlara karşı avretinin; kadının mahremlerine karşı avretiyle aynı olduğunu göstermektedir.

Bunu destekleyen şeylerden birisi de cariyenin avret bakımından hürün avretinin yarısı kadar olmasıdır.

Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma’dan: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Biriniz hizmetçisi olan kölesini veya işçisini evlendirdiği zaman göbek ile diz arasına bakmasın.”[1]

Beyhaki dedi ki: “Sahih olan, cariyenin evlendikten sonra artık efendisine, hür kadının da mahremlerine, iş yapma esnasında görünen kısımdan başkasını göstermemesidir.”

Bu zamandaki kadınların ve kızların birbirleriyle fitneye düşmelerinde en önemli sebeplerden birisi, kadınlar arasında da olsa, süslenme ve giyimdeki gevşekliktir. Şeriat ise iyiliklerin elde edilmesi ve tamamlanması, kötülüklerin ise azaltılması ve yok edilmesi üzere gelmiştir.

Son zamanlarda yaygın olan utanç verici görüntüler ve giyimler iffetli Müslümanların giyim ve görünüşlerinden değildir. Kâfirlerin ülkelerinden geçmiştir. Kadınlar arasında bu çirkin görüntü ve giyimlerle övünmek meşhur hale gelmiştir. Kısa elbiseler, çıplaklık, ince ve şeffaf elbiseler, badi ve streç denilen vücuda yapışan elbiseler, jeans ve kot pantolonlar gibi kıyafetler, “erkekler görmüyor” gerekçesiyle kadınlar arasında giyilir olmuştur. Yardım istenecek olan Allah’tır.

Kadının, kadınlar yanında ziynet ve abdest azalarından başkasını göstermesinin caiz olmadığını gösteren delillerden birisi de sahabe kadınlarının, kadınlar arasında yıkanılan hamamlara gidenlere karşı çıkmalarıdır.



[1] Hasen. Ebû Dâvûd (4114) Ahmed (2/87) Beyhaki (2/226) el Elbani hasen demiştir.

8) Örtü ile İnsanlar Arasında Meşhur Olmak Kastedilmemeli, Şöhret Elbisesi Olmamalıdır

İbn Ömer radiyallahu anhuma’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim dünyada şöhret için elbise giyerse Allah ona kıyamet gününde zillet elbisesi giydirir sonra ateşte tutuşturulur.”[1]

Ebu Umame radıyallahu anh’den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Sade giyinmek imandandır.”[2]

Bu şartların ayrıntılı tahkiki ve daha fazla açıklamalar için Sahih Tesettür adlı kitabıma müracaat edebilirsin.

Geçen bu şartları gözetmek suretiyle teberrücden sakınmalısın. Böylece bugün örtülü olduğu zannedilen ama hakikatte tesettürle hiçbir alakası olmayan giyim şekillerinin durumunu da anlarsın. Maalesef bugün günahlar, ismi değiştirilerek işlenmekte, teberrüce (açılıp saçılmaya) tesettür denilmekte, isyanın kendisi itaat zannedilmektedir!

Bu sayede İslâmî uyanışın düşmanlarının çabalarını geçersiz kılarsın ve Allah onların tuzaklarını iptal eder. Allah, iman eden erkeklere ve kadınlara kendisine taat yolunda sebat versin.

Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:

“Allah'a ve rasul'e inandık ve itaat ettik” diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir gurup yüz çeviriyor. Bunlar inanmış değillerdir. Onlar, aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve rasulüne çağırıldıklarında, bakarsın ki içlerinden bir kısmı yüz çevirip dönerler. Ama eğer hak kendi lehlerine ise, ona boyun eğip gelirler. Kalplerinde bir hastalık mı var; yoksa şüphe içinde midirler yahut Allah ve Resûlünün kendilerine zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, asıl zalimler kendileridir! Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resûlüne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak “İşittik ve itaat ettik” demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir. Her kim Allah'a ve rasûlüne itaat eder, Allah'tan korkar ve O'ndan sakınırsa, işte asıl bunlar mutluluğa erenlerdir” (Nur 47-52)

Safiyye bt. Şeybe radiyallahu anha dedi ki: “Biz Âişe radıyallahu anha'nın yanında iken Kureyş'in kadınlarını ve üstünlüklerini anmıştık. Âişe radıyallahu anha şöyle dedi:

“Şüphesiz Kureyş kadınlarının üstünlüğü vardır. Allah'a yemîn ederim ki ben, Allah'ın kitabını tasdîkte ve indirilenlere îmânda Ensâr kadınlarından daha üstününü ve daha güçlüsünü görmedim. Nur sûresinde “Başörtülerini, yakalarının üstüne salsınlar” ayeti nazil oldu. Erkekleri evlerine dönüp Allah Teâlâ'nın kendilerine kadınlar hakkında indirmiş olduğunu onlara okudular. Herkes bu âyeti karısına, kızına, kız kardeşine ve akrabasına okudu. Onlardan hiç bir kadın kalmayıp, elbiselerine yöneldiler ve bunlarla başlarından aşağı örtündüler ki Allah Teâlâ'nın kitabından indirmiş olduğuna îmân etmiş ve onu doğrulamış olsunlar. Sabahleyin namazda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında baştan aşağı örtülü olarak durdular. Sanki başları üzerinde kargalar vardı.”[3]

Yani Allah Azze ve Celle’nin kitabında indirdiği bu ayete iman ve tasdik için bu örtülerle başlarını ve yüzlerini siyah örtülerle örttüler.

İbn Cerîr (et-Taberî) ve Ebû Dâvûd Âişe radıyallahu anha'dan rivayet ediyorlar:

“Allah Teâlâ ilk muhacir kadınlara rahmet eylesin. Allah Teâlâ “Başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar” (Nur 31) âyetini indirdiğinde onlar, dışa giyilen elbiselerinin en sık dokulu olanlarını ortalarından yardılar ve bunlarla yüzlerini örttüler.”[4]

Yine Buhârî'nin Âişe radıyallahu anha’dan rivayetinde o şöyle demiştir:

“Başörtülerini, yakalarının üstüne salsınlar” âyeti nazil olduğunda, onlar peştamallarını alıp yanlarından yardılar ve bunlarla başlarını ve yüzlerini örttüler.”[5]



[1] Hasen. Ahmed (2/139) İbn Mace (3606) Ebu Davud (4029) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (5/460) İbn Ebi Şeybe (5/205) Ma’mer Cami (11/80) Ebu Ya’la (10/62) Musnedu İbni’l-Ca’d (1/315) Beyhaki Şuab (6227) Dulabi Zurriyetu’t-Tahira (s.95)

[2] Sahih. Ebu Davud (4161) Ahmed Zühd (29) İbn Mace (4118) Taberani (1/246) Hakim (1/9) Humeydi (357) Beyhaki Şuab (6173, 6470, 8135, 8136) Tahavi Müşkilu’l-Asar (1/478) Serahsi Kitabu’l-Kesb (s.95) Deylemi (2200) Kudai (6/2) Elbani es-Sahiha (341)

[3] Sahih. İbn Ebî Hâtim (14406) Ebû Dâvûd (4100)

[4] Sahih. Taberî (18120) Ebû Dâvûd (4102)

[5] Sahih. Buhârî (4759) Ebu Davud (4102) Taberi (18/94) Beyhaki (7/88) İshak b. Rahuye (1280) Hâkim (2/431, 4/216) İbn Katan İhkâmu’n-Nazar (s.173) İbn Ebi Hatim Tefsir (8/2575)

7) Örtü Erkeklerin Elbiselerine Benzememelidir

İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan

“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kendilerini kadınlara benzeten erkeklere ve kendilerini erkeklere benzeten kadınlara lanet etti.”[1]

Ebu Hureyre radiyallahu anh’den:

“Rasulullah aleyhi’s-salatu ve’s-selam kadın elbisesi giyen erkeklere ve erkek elbisesi giyen kadınlara lânet etti.”[2]

Huzeyl kabilesinden birinden: “Abdullah b. Amr b. As radıyallahu anhuma’yı gördüm. Evi mahallede, mescidi Harem’de idi. Ben onun yanında iken Ebu Cehil’in kızı Umm Said’i gördü. Bir yay takmış, erkek gibi yürüyordu. Abdullah:

“Bu kim?” dedi. Ben de: “O Ebu Cehil’in kızı Umm Said’dir” dedim. Dedi ki:

“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:

“Kadınlara benzemeye çalışan erkekler ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlar bizden değildir.”[3]

Abdullah b. Amr b. el-Âs radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

“Kadınlara benzemeye çalışan erkekler ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlar bizden değildir.”[4]

Âişe radiyallahu anha'ya bir kadının erkek terliği giydiği söylenince şöyle dedi:

“Rasululah sallallahu aleyhi ve sellem kadınlardan kendini erkeğe benzetenlere lânet etti.”[5]



[1] Sahih. Buhari (5885) Abdurrezzak (4/319) İbn Ebi Şeybe (5/319) Tirmizi (2784) İbn Mace (1904) Ahmed (1/254, 330, 339) Darimi (2652) Tayalisi (2801) Taberani (11/252) Taberani Evsat (4/212)

[2] Sahih. İbn Hibbân (13/62) Hâkim (4/194) Ebu Davud (4098) Tirmizi (2784) Ahmed (2/325) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (9253)

[3] Merfu kısmı Sahih. Ahmed (2/199) Ukayli Duafa (2/232) Elbani Sahihu’l-Cami (5433)

[4] Sahih. Taberani (13/467) Ebu Nuaym Hilye (3/321)

[5] Sahih. Ebu Davud (4099) Humeydi (272) Beyhakî Şuab (7804) Elbani sahih demiştir.

6) Örtü Kafirlerin Elbiselerine Benzememelidir

İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kıyametin önünde, kılıçla gönderildim ki hiçbir şey ortak koşulmadan yalnızca Allah’a ibadet edilsin. Rızkım mızrağımın gölgesi altında kılındı. Emrime muhalefet edenlere zillet ve küçüklük yazıldı. Kim kendini bir kavme benzetirse onlardandır.”[1]



[1] Sahih. Ahmed (2/50, 92) Ebu Davud (4031) İbn Ebi Şeybe (4/212) Taberani Musnedu’ş-Şamiyyin (216) Tahavi Muşkilu’l-Asar (231) Ahmed b. Hazlem, Hadisu’l-Evzai (s.31 no:30)) Abd b. Humeyd (848). El-Elbani, el-İrva (1269) 

Öne Çıkan Yayın

Giriş

Şüphesiz hamd yalnız Allah'adır. O'na hamd eder, O'ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kö...